14.2 C
İstanbul
Pazar, Ekim 24, 2021

Haftalardır Beynimizi Yakan ‘WandaVision’ Dizisi Aslında Tam Olarak Ne Anlattı?

Disney+’ta yayınlanan ilk Marvel Sinematik Evreni bağlantılı dizi WandaVision, seyircilerin kafasını karıştırarak ve pek çok teorinin ortaya çıkmasına neden olarak devam ediyor. Final yapan tek sezonluk dizi, bize aslında tam olarak ne anlattı?

Sinemadaki en büyük markalardan biri artık Marvel Sinematik Evreni. Bu konuda hiçbir tartışma yok. Bu evrenin bir parçası olan filmler yüzlerce milyon dolarlık gelir elde ediyor. Söz konusu diziler olduğunda ise Marvel bir parça geride kalmıştı. 

Netflix dizilerinin görece başarısının ardından da Disney, kendi yayın platformu olan Disney+ üzerinden yayınlayacağı yeni Marvel dizilerini açıkladı. Bu dizilerden ilk vizyona giren de WandaVision adlı sitcom konseptli dizi oldu.

DİKKAT: Bu yazı, WandaVision dizisine dair spoiler içerebilir. Dizide son yayınlanan bölüme kadar olan kısıma ve ilham alınan çizgi romanlara dair atıflar yer alabilir. Buradan sonrasını okumak sizin kendi tercihinizdir.

WandaVision sadece bir komedi dizisi mi?

wandavision

Çok uzun süre bizlere bir sit-com türü komedi olarak tanıtılan yapım aslında bir komedi dizisi değil. Hatta genel hatlarıyla baktığımızda ortalama bir Marvel Sinematik Evreni filmi kadar bile komik bulamayabilirsiniz. Zaten dizinin ana olayı da öylesine komedi yapmak değil.

MCU gibi büyük ve geniş bir evrende, sekiz bölümlük bir diziyi herhangi bir yere bağlamadan anlatmalarını beklememek gerekiyor. Sonuçta bu yapımın amacı, daha geniş ölçekli olarak inşa edilen evrende gerçekleşecek olaylar öncesinde altyapı hazırlayabilmek. Bu altyapıyı hazırlamak için seçtikleri hikaye de, daha isminden başlayarak, sürprizlerle dolu olacağını gösteriyor. Pietro’nun Fox evrenindeki aktör tarafından oynanması, farklı karakterlere dair teoriler, dizinin anlattığı olayların MCU içindeki yeri gibi konular da sık konuşuluyor. 

Anlatılan sadece bir süper kahraman hikayesi miydi?

wandavision

Genel hatlarıyla baktığımızda Marvel kahramanları, sahip oldukları bütün özelliklere rağmen oldukça insani ve bağ kurulabilir özelliklere sahiptir. Sadece üç kelime konuşabilen yürüyen gürgen ağacımız Groot’u ya da teker teker baktığımızda her özelliği ayrı itici olan Tony Stark’ı sevebilmemizin altında yatan da budur. 

Belki final bölümüne gelmeden önce diziyi bir kez de çizgi romanlara uygunluğu ve göndermeleri açısından inceleriz ancak dizinin asıl anlatmak istediği şey de oldukça önemli. WandaVision ile de yapım ekibi aslında çok ince bir çizgi üzerinde ilerliyor. Zira hikayenin temelinde tek bir şey var: Bir insan. Gerçekliği eğip bükebilme, zihinleri kontrol edebilme gibi becerilere sahip olsa da bu karakterin özü bir insan olarak korunuyor. Wanda, hepimizin yaşayabileceği sorunları sadece daha büyük ölçekte yaşıyor. 

Elisabeth Kübler Ross adlı bilim insanı, bundan uzun yıllar önce insan psikolojisinin tedavisi olmayan teşhisler ya da ölüm gibi geri dönüşü olmayan durumlarda nasıl değiştiğini incelemişti. Çalışmalarının sonucunda Yasın 5 Aşaması adı verilen bir teori buldu. Dizide de ilerleyiş genel olarak bu teoriye göre ilerliyor.

Aşama 1: İnkar

WandaVision

Wanda, yaşadığı olaylardan sonra kendisine Westview’da başka bir dünya kuruyor, gerçek anlamda. İlk olarak gördüğümüz şey ise kusursuz bir dünya. Wanda ve Vision oldukça mutlu bir hayat yaşıyor. Eski bir sit-com bölümü gibi başlayan macerada, Vision’un patronu akşam yemeğinde yeni çifte kim olduklarını ve nereden geldiklerini soruyor. 

Bu aşamada Wanda henüz inkar aşamasında ve her şeyin güllük gülistanlık olduğunu, Vision ile birlikte olabileceğini düşünüyor. Ayrıca çevresi üzerinde kısmen ya da tamamen kontrol sahibi. Bu nedenle de yaşadığı inkarla çatışacak düşünceler içerisine girmesi gereken durumlarda rahatsız oluyor. Vision’ın patronu ise aslında felsefenin en temel sorularından olan “Biz kimiz? Nereden geldik? Amacımız ne?” gibi soruları karaktere yöneltiyor. 

Aşama 2: Öfke/Yoksunluk

wanda ve geraldine

İkinci bölümden itibaren dış dünyanın Wanda’ya ulaşmaya çalıştığını görüyoruz. Wanda ise kendisine yarattığı küçük mutlu dünyanın başına kötü şeyler gelmesinden çekiniyor. Bu yüzden de ilk verdiği tepkiler “sahneleri yeniden çekmek” şeklinde oluyor.

Etrafındaki herkesin zihnine müdahale edebilen Wanda, aslında yapım boyunca kendi düşüncelerini etrafındaki insanlar üzerinden dile getiriyor. Bu yüzden de istemediği düşünceleri, sahneleri yeniden çekerek aklından savuşturuyor. İlk üç bölümde bu işe yarasa da dördüncü bölümde ipin ucu kaçıyor.

Geraldine’e kendi ikizinden bahseden Wanda’nın, komşusundan gelen “Ultron tarafından öldürüldü, değil mi?” sorusunu duyduğu anda öfkesini net bir şekilde görebiliyoruz. Geraldine’i kurtaran, %97 kurşun geçirmez malzemeden yapılmış çirkin balıklı pantolonu ve Wanda’nın merhameti oluyor. 

Aşama 3: Pazarlık

pietro

Seri boyunca Wanda’nın yaptığı iki büyük pazarlık görüyoruz. Bunlardan ilki, Cadılar Bayramı’nda Pietro ile yaptığı konuşmada karşımıza çıkıyor. Pietro, daha önce MCU’da gördüğümüz Pietro olmamasına rağmen geçmiş hakkında herkesten çok şey biliyor. Pietro ile olan konuşmasında Wanda’nın halihazırda kocasının ölü bedenini kontrol ettiğini, çevresi üzerindeki kontrol konusunda kendisiyle pazarlık yaptığını görüyoruz. 

Wanda, herkese gündelik yaşamından daha iyisini verirse kendisinin de istediğini alabileceğini düşünüyor. Teknik olarak “Şu hapisten bir çıkayım, bir daha bu işlere bulaşmayacağım” ya da “Hoca not verir de bu sınavdan geçersem söz bir garibana yemek ısmarlayacağım” demekten farklı bir şey yapmıyor yani.

Bir başka pazarlık ise Hex’in dışında bulunan kişilerle yaptığı konuşmada yer alıyor. Wanda, dış dünya ile de birbirlerine dokunmamak üzere anlaşma yoluna gitmeye çalışıyor. Zira elindekileri bu pazarlıkla koruyabilmeyi istiyor.

Aşama 4: Depresyon

wanda

Bu aşamaya dizide daha yeni yeni geçiş yapıyoruz. Oldukça zorlu olan bu evrede genelde psikolojik şiddet ve çevrenin desteği önemli rol oynar. Wanda şu anda bu aşamada Pietro’nun desteğini görse de aynı şey kocası ile olan ilişkisi için pek de söz konusu değil. 

Yine de depresyonun emarelerini şu anda karakterin üzerinde görebilmek mümkün. Karar almada yaşadığı güçlükler, verdiği ani ve büyük tepkiler, sürekli olarak gergin hissetmesi gibi noktalar, önümüzdeki bölümlerde Wanda’nın depresyonunu tetikleyecek ve karakteri daha da gergin hale getirecektir.

7. Bölüm sonrası ekleme: Bu bölümde reklamda Nexus adlı antidepresanı gördük. Marvel evreninde Nexus, farklı paralel evrenlerin kesiştiği, farklı evrenlere kapıların açıldığı bir merkez noktasıdır. Farklı evrenler için kapıların açılabildiği bir noktaya varmış olduk. Bu da dizinin ilerleyen bölümlerinde nasıl farklı gerçeklikler arasında geçişler olabileceğini açıklayacaktır. 

Ayrıca bu bölümde öğrendiğimiz bir başka şey de Wanda’nın depresyonda olduğu ve yaşananlar için kendisini suçladığı idi. Yine de serinin temelinde yer alan teoride beşinci adım olan kabullenmenin ilk adımlarını da görmüş olduk. Hem artık güçlerini kazanan Monica Rambeau’nun sözleri hem de Wanda’nın aslında başkasının etkisi altında olduğunu fark etmesi de süreci hızlandırdı.  

Aşama #5 Kabullenme:

no more mutants

Modelin beşinci aşaması ise kabullenmedir. Yani bir noktada Wanda’nın geçmişi kabullenmesini ve Hex içinde mahsur kalmış kişilere özgürlüklerini geri vermesini göreceğiz. Öncesinde ise ortalık çok fena karışacak gibi duruyor. Öncelikle dizinin bir noktada Doctor Strange In The Multiverse of Madness‘a bağlanacağını biliyoruz. Muhtemelen bu çoklu evrenlere bağlanma noktasında Wanda’nın çok önemli rolü olacak. Yine de dizinin sonunda Wanda’yı şeytani kötü olarak görmemek gerekiyor, aslında o da bu devasa oyundaki fazla süslü bir piyon olabilir. 

Dizinin sonunda Wanda, çizgi romanlarda olduğu gibi çocuklarını kaybetmesi durumunda bütün yaşadığı aşamaları tekrar ve üst üste yaşamaya başladı. Bu da çok daha büyük bir zihinsel yıkımla karşı karşıya kalacağımızı gösterdi, en sonunda da Wanda’yı ilk kez Scarlet Witch olarak gördük.

Bitirmeden önce Kendi kendine ikiz doğurmak mı? Bu nasıl gerçekleşti ki?

wandavision

Wanda’nın güçler çizgi roman dünyasınında da her zaman için tartışma konusu olmuştur. Zira karakterin potansiyeli çok yüksek olarak gösterilse de kontrolü her zaman için elinde tutamadığı pek çok kez vurgulanmaktadır. Çizgi romanlarda karakterin kendi evrenini oluşturup içine çekildiği dünyaya döndüğümüzde, karşımıza iki ilginç nokta çıkıyor. Bunlardan ilki House of M (M Hanedanlığı) hikayesinde Wanda’nın güçlerinin bir kısmının doğrudan bir iblisten farkında olmadan ödünç alınmış olması. 

Bir diğer dikkat çekici nokta ise çocuklarının kökeni. Çizgi romanlarda bu çocuklar aslında Mephisto’nun ruhundan parçalarla ortaya çıkıyor. Dizide de buna üstü kapalı göndermeler bulunuyor. Pietro çocuklara “iblis tohumu” diyor, Agnes çocukları sakinleştirmek için bazı inançlarda Şeytan üzerinde etkili olduğuna inanılan lavanta sıkıyor. Çizgi romanlarda bir noktada Mephisto, kendisinden türetilen çocukları yeniden bünyesine kattığında Wanda da zihinsel olarak çöküyordu.

Artık Scarlet Witch de MCU evrenine katıldı, şimdi sırada Doctor Strange 2 var:

scarlet witch
m.h.bhttps://teknoadam.net
вочlе начат!п дz!пд тцкцгем

Related Articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

21,915BeğenenlerBeğen
2,991TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol
- Advertisement -

Latest Articles